top of page
Adres 1: NPÄ°STANBUL Beyin Hastanesi
Adres 2: Halaskargazi Cad. Feza Apt. No:192 Nişantaşı / İstanbul E-Posta: uzmpsk.merveturkkol@outlook.com


-
Psikoterapiye İhtiyacım Olduğuna Nasıl Karar Vereceğim?Psikoterapiye ihtiyaç duyduğunuzu belirlemek, genellikle yaşadığınız duygusal, zihinsel veya davranışsal sorunları değerlendirmekle başlar. Genellikle terapiye başlamak planlarımız arasında olsa da çoğu zaman dışsal veya içsel nedenlerden kaynaklanan bazı krizler bizi terapiye getirir. Psikoloğa gitmek her stresli durumda gerekli olmayabilir, ancak bazı durumlar bu ihtiyacı doğurabilir. Eğer hayatınızdaki sorunları eskisi gibi yönetemiyorsanız, duygularınızı anlamakta zorlanıyor veya sürekli kaygı, stres ve umutsuzluk hissediyorsanız, psikoloğa gitmeyi düşünebilirsiniz. Ayrıca, ikili ilişkilerde sık sık problemler yaşıyor, çevrenizden yardım almakta tatmin olmuyor ya da sürekli olumsuz düşüncelere dalıyorsanız, bir uzmandan destek almak faydalı olabilir. Psikoterapi, kişinin kendini anlamasına ve sorunlarla başa çıkmasına yardımcı olur. Kişinin bu sürece hazır ve istekli olması, terapi sonuçlarını olumlu yönde etkiler.
-
Hangi Terapi Ekolü Benim İçin Daha Uygun Olacaktır ?Psikoterapi sürecine başlarken en önemli sorulardan biri, hangi terapi ekolünün sizin için uygun olduğudur. Bu soruya yanıt vermek için öncelikle "terapi ekolü" kavramını anlamak gerekir. Psikoterapi ekolleri, farklı terapi yöntemlerini geliştiren yaklaşımları ifade eder. Her ekol, insan davranışlarını ve duygularını anlama ve tedavi etme konusunda kendi bakış açısına sahiptir. Örneğin, bazı ekoller geçmiş yaşantılara ve bilinçdışına odaklanırken (psikanalitik terapi gibi), bazıları kişinin şu anki düşünce ve davranışlarına yoğunlaşır (bilişsel davranışçı terapi gibi). Yani, ekoller, terapistin hangi yöntemi kullanarak kişinin sorunlarına yaklaşacağını belirler. Terapi ekolü seçimi, sizin ihtiyaçlarınıza ve terapiden beklentilerinize göre şekillenir. Her ekol, farklı yaklaşımlar ve teknikler kullanarak kişiye yardımcı olur. İşte bazı yaygın terapi ekolleri: 1. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): BDT, kişinin mevcut düşünce ve davranış kalıplarını değiştirerek sorunları çözmeye odaklanır. Eğer kaygı, depresyon veya panik atak gibi belirli bir semptomla mücadele ediyorsanız, BDT kısa süreli ve hedef odaklı bir çözüm sunabilir. BDT, kaygı ve panik atak gibi sorunların altında yatan düşünce ve davranışları analiz eder ve sizi semptomlarınızın birer gözlemcisi yaparak sorunları yönetmenizi sağlar. 2. Psikanalitik ve Psikodinamik Terapi: Bu yaklaşımlar, bireyin çocukluk dönemi ve bilinçdışı süreçlerini inceleyerek mevcut sorunların kökenine inmeye çalışır. Bu terapi türü, kişinin derinlemesine içgörü kazanmasını sağlar. Eğer sorunlarınızın kökenine inmek ve kendinizi daha iyi tanımak istiyorsanız, uzun dönemli bu terapiler size uygun olabilir. 3. Şema Terapi: Kişilik yapılarındaki derin örüntüleri inceleyen şema terapi, geçmişten gelen olumsuz kalıpları fark edip değiştirmeye odaklanır. Özellikle tekrarlayan ilişkisel sorunlar yaşıyorsanız, şema terapi etkili olabilir. 4. Varoluşçu Terapi: Bu yaklaşım, kişinin anlam arayışı, özgürlük, sorumluluk ve yaşamın kaçınılmaz zorlukları üzerinde çalışır. Hayatınıza dair daha derin anlam arayışlarınız varsa, varoluşçu terapi uygun olabilir. 5. Sistemik Terapi: Özellikle aile ve çift terapilerinde kullanılan sistemik terapi, bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve etkileşimlerini analiz eder. İkili ilişkilerde yaşanan sorunlarda bu yaklaşım faydalıdır. Terapi ekolleri birbirinden farklı görünse de, araştırmalar her yaklaşımın ortak yönlerinin (terapistin güven vermesi, danışanın motivasyonu ve hedef birliği gibi) terapide değişimi sağladığını göstermiştir. Hangi ekolü tercih etmeniz gerektiğine karar verirken, terapiden ne beklediğinizi netleştirip semptomlarınızı ya da çözmek istediğiniz temel sorunları göz önünde bulundurmanız önemlidir. Bununla birlikte, bu konuda uzman görüşü almak, süreciniz için en uygun yönlendirme konusunda yararlı olacaktır.
-
Psikolog mu Psikiyatrist mi Tercih Etmeliyim?Öncelikle, psikolog ve psikiyatrist arasındaki farkları anlamak, doğru tercihi yapmanıza yardımcı olabilir. Psikiyatristler, tıp eğitimi almış ve psikiyatri alanında uzmanlaşmış hekimlerdir. Psikiyatristlerle yapılan ''psikiyatrik görüşme'' teşhis koyma, ilaç yazma gibi işlevlere odaklanır, başlangıçtaki tedavi düzenlemesinin ardından genellikle her hafta psikiyatrik görüşme yapılmamakta, hastalar belirli aralıklarla takip edilmektedir. Psikologlar ise, psikoloji eğitimi almış, klinik psikoloji yüksel lisansını tamamlayarak 'terapist' ünvanına sahip olan ve insanın ruhsal, düşünsel ve davranışsal süreçlerine odaklanan uzmanlardır. Psikologlar medikal tedavi uygulamazlar; bunun yerine psikoterapi ile psikolojik destek yöntemlerini kullanarak kişinin duygusal ve düşünsel süreçlerine müdahale ederler. Psikologlarla yapılan görüşmeler belirli bir süre boyunca düzenli olarak haftalık sabit bir seans saatinde devam eder ve derinlemesine bir değerlendirme süreci sunar. Psikoterapinin amacı, kişinin kendini daha iyi anlamasını sağlamak, sorunlarının kökenine inmek ve uzun vadeli iyileşme süreçlerini desteklemektir. Bu süreç, bireyin terapi seansları sırasında terapistiyle kurduğu güven ilişkisine dayanır ve terapist, kişinin yaşadığı duygusal zorluklarla başa çıkma yollarını keşfetmesine yardımcı olur. Psikoterapi, daha uzun süreli ve düzenli olarak yapılan seansları içerir, bu nedenle sorunların çözümü genellikle zaman içinde kademeli olarak gerçekleşir. Eğer bir ruh sağlığı uzmanına başvurmayı düşünüyorsanız, ilk etapta psikolog ile detaylı bir ön görüşme yapmanız faydalı olabilir. Psikoterapi ile çözüm bulunabilecek bir durumdaysanız, ilaç tedavisine gerek kalmadan bu süreçle ilerlenebilir. Ancak, durumunuz ilaç gerektiren bir seviyede ise psikologunuz sizi bir psikiyatriste yönlendirebilir. Ayrıca bazı durumlarda, özellikle şiddetli depresyon, anksiyete veya bipolar bozukluk gibi rahatsızlıklarda ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte uygulanması en etkili çözüm olabilir.
-
Psikolog Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyim?Psikolog seçerken göz önünde bulundurmanız gereken birkaç önemli faktör vardır. Öncelikle, psikoloğunuzun psikoloji alanında lisans eğitimi almış olması ve tercihen ''Klinik Psikoloji'' üzerine yüksek lisans yapmış bir uzman olması çok önemlidir. Bu, terapistin gerekli terapi eğitimlerini tamamlayarak yetkin bir şekilde hizmet verebildiğini gösterir. Ayrıca, yaşadığınız sorunlara yönelik deneyimi olan bir terapist seçmek tedavi sürecinde başarılı sonuçlar almanızı kolaylaştırır. Örneğin, depresyon, anksiyete, çift terapisi gibi spesifik konular üzerinde çalışmış bir psikolog, sizin ihtiyaçlarınıza daha uygun çözümler sunabilir. Terapi yöntemi de bir diğer önemli faktördür; bilişsel davranışçı terapi, psikanalitik terapi veya şema terapi gibi yaklaşımlardan hangisinin sizin için en uygun olduğuna dair psikoloğunuzla ilk görüşmede bilgi alabilirsiniz. Bunun yanında, terapistinizle aranızda güven ve uyumun olması terapi sürecinin başarısında kritik rol oynar. İlk izleniminiz, terapistin sizi anlayıp anlamadığı ve kendinizi rahat ifade edebilmeniz, terapinin etkinliği açısından belirleyici olabilir. Son olarak, psikoloğunuzun etik kurallara ve gizlilik ilkelerine uygun çalıştığından emin olmak, paylaştığınız bilgilerin güvende olmasını sağlar ve sağlıklı bir terapi ilişkisi kurmanıza yardımcı olur.
-
Danışan Gizliliği Nasıl Korunur?Psikoterapi sürecinde danışan gizliliği, en önemli etik ilkelerdendir. Terapistinizle paylaştığınız tüm bilgiler, yasal ve etik sınırlar dahilinde gizli tutulur. Bu bilgiler, sizin izniniz olmadan üçüncü şahıslarla paylaşılmaz. Ancak, belirli durumlarda gizlilik sınırları aşılabilir. Örneğin, kendinize veya başkalarına ciddi zarar verme niyeti beyan ettiğinizde veya bulaşıcı bir hastalığı habersizce başkasına bulaştırma riski taşıdığınızda, terapistiniz yasal olarak bu durumu ilgili mercilere bildirmek zorunda kalabilir. Ayrıca, mahkeme celbi gelmesi durumunda terapistiniz tanıklık yapabilir. Bu tür durumlar dışında, tüm bilgileriniz gizli tutulur ve korunur. Gizliliğin korunması, terapistinizle güvene dayalı bir ilişki kurmanızı sağlar.
-
Terapiye Başladım, Semptomlarım Daha Fazla Artış Gösterdi. Neden? Bu Durum Sürecin Bir Parçası mı?Terapinin ilk aşamalarında bazı semptomlarda geçici bir artış yaşanması oldukça yaygın bir durumdur. Bu süreç, terapide ele alınan konuların duygusal yoğunluğu ve bastırılmış duyguların bilince çıkmasıyla ilgilidir. Özellikle geçmişte yüzleşilmemiş travmatik yaşantılar veya duygusal yükler terapide işlenmeye başladıkça, danışan bu duygusal derinlikle başa çıkmakta zorlanabilir ve bu da semptomların artmasına neden olabilir. Ancak bu durum, terapinin doğal bir parçası olarak kabul edilir ve uzun vadede iyileşme sürecinin bir göstergesi olabilir. Danışanlar için bu aşama genellikle zorlayıcı olsa da, sürecin doğal ilerleyişini temsil eder ve sağlıklı bir sonuç elde etmek için önemli bir adımdır. Bunun yanı sıra, danışanın sorumlulukları bu süreçte büyük önem taşır. Terapide işlenen konuların zorluğunu anlayarak, terapistiyle açık iletişim kurması sürecin doğru yönetilmesine yardımcı olur. Özellikle, semptomlarda artış yaşandığında bu durumu terapist ile paylaşmak, terapinin etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için kritik bir adımdır. Aynı zamanda, terapi süresince düzenli katılım, tedavi planına sadık kalmak danışanın sorumlulukları arasındadır. Bu sorumluluklar, danışanın kendi iyileşme sürecine aktif katılımını sağlar. Terapi sürecinde, hedefler üzerinde birlikte çalışmak, sorunlar üzerinde odaklanmak ve terapistin önerilerini değerlendirmek, danışanın semptomlarının uzun vadede iyileşmesine yardımcı olur. Terapide yaşanan bu geçici semptom artışlarını anlayışla karşılamak ve bu süreçte kararlı olmak, terapinin başarısını olumlu yönde etkileyebilir. Uzman terapistiniz, bu dönemde size rehberlik ederek, semptomları nasıl yöneteceğiniz konusunda sizi destekleyecektir.
-
Seansların Süresi ve Sıklığı Nasıl Olacak?Psikoterapi seansları genellikle haftada bir kez ve yaklaşık 45- 50 dakika süreyle planlanır. Terapi sürecinde, terapistinizle birlikte belirli aralıklarla seansların sıklığını yeniden değerlendirebilirsiniz. Örneğin, başlangıçta haftalık seanslar yeterli olurken, ilerleyen süreçte haftada iki veya üç seans sıklığında görüşmeler karşılıklı anlaşma ile düzenlenebilir. Terapistinizle birlikte, size en uygun olan seans sıklığını belirlemek için açık ve dürüst bir iletişim kurmanız önemlidir.
-
Seans Görüşmeleri Arasındaki Süreçlerde Terapistime Ulaşabilir Miyim?Psikoterapi sürecinde, terapistinizle seanslar dışındaki iletişiminiz belirli sınırlar içinde tutulur. Bu, hem terapötik çerçevenin korunması hem de etik ilkelerin gereğidir. Seans odası dışında terapistiniz ile yalnızca randevu planlama ve değişiklikleri için iletişim kurmanız beklenmektedir. Acil durumlarda en kısa zamanda bir seans planlamak veya psikiyatri acillere başvurmak önemlidir.
-
Terapi Sürecim Ne Kadar Sürecek?Terapi süresi, danışanın bireysel ihtiyaçları, hedefleri ve yaşadığı sorunların niteliğine bağlı olarak değişir. Bazı danışanlar kısa süreli terapi ile yeterli ilerlemeyi sağlayabilirken, bazıları daha uzun süreli bir terapiye ihtiyaç duyabilir. Terapinin süresi, seansların sıklığı ve hedeflenen sonuçlara ulaşma hızına bağlı olarak farklılık gösterebilir. Bu nedenle, terapi sürecinizin ne kadar süreceğini belirlemek için terapistinizle düzenli olarak ilerlemenizi değerlendirmeniz en uygun yaklaşımdır. Her danışanın süreci kendine özgü ve biriciktir.
-
Seans Planlaması, Değişiklik, İptal ve Ücretlendirme Nasıl Olur?Terapi sürecinde düzenli katılım, terapinin etkinliği için büyük önem taşır ve bu, danışanın sorumluluğundadır. Seans planlaması sırasında, seans iptali veya değişikliği yapmanız gerektiğinde, terapistinizin programını düzenleyebilmesi ve diğer danışanların seanslarını planlayabilmesi için en az 1 hafta öncesinde bildirimde bulunmanız beklenir. Bu süre, hem sizin hem de terapistinizin programını daha verimli yönetmenizi sağlar. Terapistiniz, seansları iptal etme durumunda, uygun olduğunuz en yakın zamanda yeni bir randevu planlaması yapacaktır. Terapistinizle seans ücretleri ve iptaller konusunda açık ve net iletişim kurmanız, sürecin sorunsuz ilerlemesine yardımcı olacaktır. Terapi seanslarının ücretlendirmesi genellikle seans başına belirlenen bir ücret üzerinden yapılır ve ödemeler haftalık olarak seans sonunda gerçekleştirilir. Ücretlendirme ve ödeme planı hakkında ilk görüşmede net bilgi alabilirsiniz. Ayrıca, seans ücretleri belirli periyotlarda güncellenebilir, bu nedenle ücretlendirme politikaları hakkında düzenli olarak bilgilendirilmeniz önemlidir. Seans ücretlerini düzenli olarak ödemek danışanın sorumluluğundadır. Belirlenen ücret dışında herhangi bir ek ödeme veya hediye teklif edilmesi terapötik ilişkiyi olumsuz etkileyebilir ve bu nedenle kabul edilmemektedir.
-
Yüz Yüze ve Online Psikoterapi Arasında Fark Var Mı?Yüz yüze ve online psikoterapi arasında bazı farklar bulunmaktadır. Yüz yüze terapi, terapist ve danışanın fiziksel olarak aynı ortamda bulunduğu seansları kapsar. Yüz yüze terapi, doğrudan kişisel etkileşim sağlayarak beden dili ve yüz ifadelerini daha iyi değerlendirme imkanı tanıyabilir ve genellikle daha az dikkat dağıtıcı bir ortam sunar. Online terapi ise, internet üzerinden video görüşmeleri araçlarıyla gerçekleştirilir. Online terapi, özellikle uzak mesafeler, sağlık durumları veya yoğun iş programları gibi nedenlerle ulaşımı zor olan danışanlar için avantajlı olabilir. Her iki yöntem de etkili olabilir ve danışanın tercihine bağlıdır. Önemli olan, danışanın kendini rahat hissedebileceği bir ortamda terapi almasıdır. Terapistinizle bu konuda görüşerek, sizin için en uygun olan terapi yöntemini belirleyebilirsiniz.
Bu bölümde yer alan cevaplar, genel bilgilendirme amacı taşımakla birlikte, her terapistin ve her terapi ekolünün uygulamalarında farklılık gösterebileceÄŸini göz önünde bulundurmak önemlidir. Burada sunulan bilgiler tarafımca benimsenen, psikanalitik - psikodinamik ekol çerçevesinde olup, belirli bir terapistin çalışma stiline dair ayrıntılar içermektedir.
bottom of page